Bu Sitede TOPTAN FİYATINA PERAKENDE SATIŞ Yapılmaktadır.

Temizlik Sektörü ve Ürünlerine Genel Bakış

Yazar sabuncuoglu 30/01/2018 0 Yorum

Temizlik sektörü dünya üzerinde temel ihtiyaç sayılabilecek öncü sektörlerin başında gelmektedir. Dünyanın bu sektörle pazar bazında tanışması 1990’lı yılların başında Avrupa’dan başlayıp çevre sınırlara da yayılmıştır. Sanayinin her geçen gün gelişip daha da güçlü büyümesinden temizlik sektörü de payına düşeni almıştır. Her geçen gün artan taleple birlikte sektör üzerinde pozitif baskı oluşmuş ve sektör sürdürebilirliğini devam ettirebilmek adına profesyonelleşmeye gitmek durumunda kalmıştır. Bunu gerçekleştiren firmalar güçlenip daha da büyüdükçe, uluslararası boyuta geçmiş, bu manada pazar payı çok yüksek fakat sistemi oturtamamış ülkelerin firmalarıyla şirket evliliğine gitmiş, kendi payını daha da büyütmüştür. Dünya üzerinde en büyük temizlik maddeleri ithalat ve ihracat yapan ülkeleri Avrupa Birliği ülkeleridir. Bu sıralamada (1.000 ABD$)  8.114.460 ve %15,1’lik pay ile Almanya ilk sırada yer almaktadır. Onu 6.465.249 ve %12’lik bir payla ABD takip eder. Fransa, Belçika, Hollanda, Çin olarak devam eden bu sıralamada Türkiye 767.875 ve 1,4’lük bir pay ile 15. sırada gelmektedir. Ülkemizde temizlik kültüründe dünya üzerinde ilk sırada gelebilecek bir ülke kültüründeyken ne yazık ki kalitesini tam anlamıyla oturtamamış ve buna bağlı olarak gelişmesini en üst seviyelere henüz çıkartamamış bir ülke durumundayız. Bunu üst seviyelere çıkarmaksa en ince ayrıntısına kadar yapılmış bir piyasa analizi ve sonrasında gerekli düzenlemelerle kurulacak sistemler ve teşviklerle gerçekleşecek bir süreçtir. En ucuz teklifin en güzel teklif olacağını düşünen bir üretici-pazar mantığıyla hareket eden firmaların artışıyla ne yazık ki pazar kalitesi daha da düşmüş, iskeleti oluşturan temel kavramlardan ödün verilerek kalite de aşağıya çekilmeye başlanmıştır. Niteliksiz iş gücünün en üst seviyelere taşındığı bu noktada sadece kalite çizgisinden ödün vermeyen firmalar çizgisini koruyarak daha da yukarılara çıkmayı başarmıştır. Ülke olarak bizimde bu sıçramayı yaşayıp, pastadan daha büyük bir pay almak adına, haksız rekabeti önleyip, kaliteyi esas alarak bir kalıcılık yakalamak ve yaratıcılığın serbest bırakılıp, eğitimle harmanlanmasıyla haklı rekabet ortamı oluşturma esas alınmalıdır. Ar-Ge çalışmalarını daha da etkinleştirerek; maliyeti düşürüp,  kar marjı yükseltmek yerine; hizmet ve sistemde kalite anlayışına gidilerek en verimli ve en ekonomik yola ulaşılmalıdır.

Sadece ülkemizde 1.000.000’dan fazla çalışana sahip olan bu sektör, 2009 yılında yaşanan büyük ekonomik krize rağmen %16’lık bir büyüme göstermiştir. Bizimde böylesine büyük bir ihtiyaç sektöründe, en üst kalite belirlenip bundan taviz vermeyerek devamlılığı sürdürebilmenin tek yolu; işinde uzman ekiplerle çalışmakta olup, etkili bir Ar-Ge ile başarılı ürünler ortaya çıkarmış firmaları tercih edip onların sistemli devamlılıkta kalıcılığı sağlamasına yardımcı olmaktır. Unutmayalım ki olması gerekenden ayrılmış her şey bir gün yolunda tıkanır ve yok olup gider. Sadece en iyileri her zaman yükselir ve devamlılık getirir.